10.2.11

İnsanlık Üzerine

Dev bir göktaşı düşecek olsa, herhalde mısır patlatırdım. Hayır, cidden yapardım bunu. Şu ana kadar yaşamış tüm insanların sayısını göz önünde bulundurduğumuzda bu olaya şahit olacak altı milyarlık şanslı azınlığın içinde yer alacağımın farkında olduğum için.

Olasılıklar bir yana, olmuşluklara baktığımda cidden çok şaşırıyorum. Yer titredikten hemen sonra annesini arayıp "Deprem oldu" diyen kıza şaşırıyorum. Sinemadan çıkıp az önce birlikte izledikleri filmi birbirlerine anlatan gençlere, daha kayan yazılar akarken telefonda az önce ikisinin de izlediği diziyi birbirine anlatan teyzelere şaşırıyorum. Daha yoğurt değilken, Küçük İskender paylaşan nesli aşağılayan nesle, muz bile değilken Ajdar'ı gerizekalı ilan edenlere şaşırıyorum.

Şaşırıyorum, çünkü insan şaşırılacak şeyler yapıyor. İnsanlığı bir pencere ardına koyup izlerken, kendini o pencerenin yanlış tarafında unutuyor. Sanki kendi, diğerlerinden farklıymış gibi davranıyor, düşünüyor.

Birkaç insan bir araya gelip bir kural koyuyor, sonra başka bir insan, o kuralı yıkıyor. Bu insanı, yine başka bir insan yargılıyor. Yine başka bir insan, bu insanı dört duvar arasına kapatıyor. Ve bu insanlar, yaptıkları şeyin mantığına sonuna kadar inanıyor. Çok şaşırıyorum.

Demek ki evrim, kendi sıçtığı boku yiyenden kendi bokunu altın sanan bireylerin gelişmesine sebep oluyor. Yine evrim, kendi esas çarkının sökülmesine aldırmadan işlemeye devam ediyor ve doğal seçilimin olmadığı bir dünyada, yeterli gereksinimleri karşılamayan nesiller içlerinden bir Küçük İskender, bir Ajdar çıkarıyor, geri kalanı da bunları ya beğeniyor, ya kötülüyor. Bazıları bildikleri şeyleri birbirlerine tekrar tekrar anlatıyor.

Şaşırıyorum; çünkü insan kendi yaptığı şeye hayranlık duyabilen tek varlık.

1 yorum: