6.11.10

Keskin Körpe Sikine Zarar

Ya da zarmaz. Fakat önemli bir nokta var ki o da iki noktadır. Çünkü tek nokta düzdür ve her yerde bulunur. Bunlardan üç tanesi bir araya gelince de ben depresif ve yalnızım imajlı liseli ergenlere akar. Soru işareti şüphecidir, nokta da buna yataklık eder. Ünlem ise "I" nın hayret edilecek bir şey yapmışçasına nokta üzerinde dengede durmasıdır. Noktalı virgül çelişkilidir; bitti mi, devam mı edecek anlamazsınız başta. İki noktaya geldiğimizdeyse "Bir dur", der. "Burada olayı bir netleştirmek lazım." Bu yüzden kolay kolay, elimizi kolumuzu sallaya sallaya gelemeyiz her iki noktaya. İki nokta alkol sofrasındaki iki kankadır, mevcut düzeni tekrar kuran. Wolverine ile Sabretooth'tur iki nokta; bazen kardeş bazen düşman.

Peki ben bu noktaya nasıl geldim. Tam olarak bu şekilde; nasıl. Kendine has bir ismi bile olmayan soru işaretini hayatımda yok saymak beni bu noktaya getirdi: ".". Görüldüğü üzere iki noktaya ben ancak bu noktaya geldiğimde varabildim. Bu yüzden iki nokta bir cambazın iki eli, bir uçağın iki kanadı kadar önemlidir bende. Bu yüzden iki noktanın odamdaki yerini arttırabilmek için kafamdaki soru işaretlerinin çoğunu işten kovdum. Yine bu yüzden, başkaları soru sormak için tüm kapasitelerini harcarken ben onları açıklamaya çalışacak daha çok zaman buluyorum.

Tabi bu beni farklı biri yapmıyor. Çünkü hayatım boyunca yaptığım en büyük aynılık farklı olmaktı. Çünkü o zamanlar hafızam yalnızca sorular ve işaretleri ile doluydu ve altlarındaki noktalar çoğu zaman kaçıp olur olmaz yere kesin söylemler yapıyordu. Ben bu olmak istemediğimi çok geç fark ettim. O kadar geç farkına vardım ki; ben doğmadan hemen her şey açıklanmıştı çoktan. Daha erken doğmaktansa daha geç ölmeyi tercih ettim. Peki bu bana ne kazandırdı: İnsanların, kafalarındaki ünlem tabureleriyle hiçbir şeyi net olmayan inanışlara kesin hükümler yükleyerek uygulamaya geçirdiği bir dünyaya şahit olup zorla farklılaştırılmaktan başka hiçbir şey.

Yine başa dönüyoruz burada. Lakin sürekli kendini tekrar eden kısır bir döngünün içinde bulunduğumuzu düşündüğümüz her an aslında bunun birbiri üzerinde atlamalar yapan spiral bir döngü olduğunu unutuyoruz. Bu sebepten yapacağımız yokken yerimizde saymaktan öteye gidemiyoruz. Bu yüzden hiçkimse farklı değilken kimse aynı olamıyor. Bu anlattığım kişi de ben değilim zaten; başka biri, ama aynı kişi.

3.11.10

Yarattın Bari Takrip et

Okul. Yaradan rabbin adıyla okul yaptırdım geçen, depreme dayanıksız diye eğitime açmadılar. Neymiş? Betonundan çalıp boyasına kullanmışız. Tövbe estağfurullah. Bereden rabbin adıyla müze yapınca depreme dayanıyor ama. Öyle bir dayanıyor ki beli tutuluyor depremin. Sonra Reha Yeprem'in teyzesi geldi açıktan, bir sağ kroşe ve penaltı.

Güzel şeyler bunlar. Bok değil ama. Demesi güzel olabiliyor bazen ama yemesi bok gibi. Denedim, sakın denemeyin. Evde hiç denemeyin; halıya kusarsınız, halı size küser. Kimsenin birbirine küsmediği bir evde yaşamak için lütfen halıya kusmayın! Kime diyorum ben? Ohoo...

Kesin bir şey var bende benden içeru. Kesin bakın göreceksiniz. Hafif sağa doğru, hah tam orası. Kaşı kaşı kaşı kaşı ooh, siktir git şimdi. Ya da yazık lan kıyamam gel, daha yeni başlıyor eziyet.

Meziyet dediğin tek dişi kalmış canavar. Birinci katta oturup gelen geçene camdan laf atıyor genelde. Adının Meziyet olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım ama erkenden yatınca bir atlı geçti. Kime sorsam bilemedim tabi, sana mı sorayım, ne yapayım?

Bence ben altıma bir sıçayım. Bunu altı yaşımdan beri denemedim hiç. Bakalım neler hissettirecek. Sen de gitme bi yere yanında çayla iyi gider belki.